ÇOCUK MASALI

İdil ve Kumsaldaki Sessiz Laboratuvar

İdil, sahilde bulduğu farklı renklerdeki cam parçalarının kaynağını araştırırken terk edilmiş küçük bir laboratuvarın ve kirlenen koyun sırrını ortaya çıkarır.

İdil ve Kumsaldaki Sessiz Laboratuvar çocuk masalı kapak görseli
PREMİUM

Sesli Masallar Çok Yakında

Profesyonel anlatımlı sesli masallarımız Premium üyelikle çok yakında sizlerle.

İdil yaz tatilini ailesiyle birlikte Işık Koyu’nda geçiriyordu. Koy, berrak suyu ve beyaz kumlarıyla ünlüydü. Sabahları balıkçılar denize açılır, akşamları kıyıdaki kayalıklar turuncu bir renge bürünürdü. İdil her sabah sahilde yürür ve ilginç taşları incelerdi. Bir gün kumların arasında parlak yeşil bir parça gördü. İlk bakışta deniz camına benziyordu. Fakat kenarları alışılmış deniz camları gibi yuvarlak değildi. Bir yüzeyi pürüzsüz, diğer yüzeyi küçük kabarcıklarla kaplıydı. İdil parçayı çıplak eliyle almadı. Çantasındaki kalın eldivenleri taktı ve parçayı kapaklı küçük bir kaba koydu. Biraz ileride mavi, sarı ve koyu kırmızı başka parçalar buldu. Hepsi aynı biçimdeydi. İdil defterini açtı. “Buluntu bir: yeşil, dört santimetre, yüzeyinde küçük kabarcıklar.” “Buluntu iki: mavi, kenarında siyah iz.” Parçaların yerlerini küçük bir haritada işaretledi. İlginç olan, bütün parçaların kumsalın kuzey ucunda toplanmasıydı. O bölgede denize uzanan eski bir taş yol vardı. Yolun sonunda yıllardır kullanılmayan küçük bir bina bulunuyordu. Kasabalılar bu binaya “Sessiz Laboratuvar” diyordu. İdil, balıkçı Rauf Amca’ya binayı sordu. “Eskiden orada deniz suyunu inceleyen bir araştırma merkezi vardı,” dedi Rauf Amca. “Yıllar önce kapandı.” “Neden kapandı?” “Bilmiyorum. Bir sabah çalışanlar gitti ve bir daha dönmedi.” İdil, binaya tek başına yaklaşmanın doğru olmayacağını biliyordu. Bulduğu parçaları babasına gösterdi. Babası belediyenin çevre biriminde çalışan Selin Hanım’ı aradı. Ertesi sabah İdil, babası ve Selin Hanım birlikte kumsala gittiler. Selin Hanım koruyucu eldiven taktı ve parçaları inceledi. “Bunlar doğal deniz camı değil,” dedi. “Bir tür deney kabından kopmuş olabilir.” Üçü taş yol boyunca ilerledi. Laboratuvarın kapısı kilitliydi. Pencerelerden biri kırılmış ama içeri girmediler. Selin Hanım yetkilileri aradı ve bina güvenli şekilde açıldı. İçeride eski masalar, paslanmış raflar ve tozlu cam kaplar vardı. Bir duvarın yanında büyük bir su tankı duruyordu. Tankın altındaki boru, dışarıdaki kayalıkların arasından denize uzanıyordu. Fakat borunun vanası tam kapanmamıştı. Yerdeki eski dosyalarda, renkli cam kaplarda farklı su örneklerinin saklandığı yazıyordu. Yıllar içinde deprem ve fırtınalar rafları devirmiş, bazı kaplar kırılmıştı. Kırık parçalar yağmur suyuyla boruya sürüklenmiş ve kumsala taşınmıştı. Fakat asıl sorun cam parçaları değildi. Tankın dibinde koyu renkli bir tortu birikmişti. Selin Hanım örnek aldı. “Bu maddenin denize karışıp karışmadığını araştırmalıyız.” İdil kıyıdaki suya baktı. Kuzey bölümünde yosunlar diğer yerlere göre daha koyu görünüyordu. Balıkların sayısı da azdı. İdil haritasını gösterdi. “Cam parçalarının bulunduğu yerlerle koyu yosunların olduğu bölge aynı.” Selin Hanım gülümsedi. “Bu önemli bir gözlem.” Laboratuvara uzman bir ekip geldi. Tank boşaltıldı, boru kapatıldı ve kıyıdan su örnekleri toplandı. Sonuçlar birkaç gün sonra açıklandı. Tankta kalan eski kimyasallar çok az miktarda denize sızmıştı. Büyük bir tehlike oluşturmuyordu ama uzun süre devam etseydi koydaki canlılara zarar verebilirdi. Belediye laboratuvarı temizledi. Kırık camlar toplandı ve kıyı birkaç hafta boyunca kontrol edildi. İdil’in tuttuğu harita ve notlar, sızıntının hangi bölgede yoğunlaştığını belirlemeye yardımcı olmuştu. Kasaba meydanında küçük bir toplantı düzenlendi. Selin Hanım, İdil’in defterini göstererek şöyle dedi: “Bilim bazen büyük makinelerle değil, dikkatli bir gözlemle başlar.” İdil alkışlar karşısında biraz utanmış ama çok mutlu olmuştu. Temizlenen laboratuvar daha sonra küçük bir deniz eğitim merkezine dönüştürüldü. Çocuklar burada su örneklerini mikroskopla incelemeye, kıyı canlılarını tanımaya ve çevreyi nasıl koruyabileceklerini öğrenmeye başladı. Merkezin girişine bir tabela asıldı: “Gördüğün şeyi merak et. Bilmediğin şeye dokunma. Kanıt topla ve yardım iste.” İdil her hafta merkezi ziyaret etti. İlk bulduğu yeşil cam parçası, güvenli bir kutu içinde sergileniyordu. Altındaki kartta şu yazıyordu: “Bu küçük parça, büyük bir sorunun fark edilmesini sağladı.” İdil parçaya baktığında artık yalnızca renkli bir cam görmüyordu. Dikkatin, bilimin ve doğru zamanda yardım istemenin neleri değiştirebileceğini görüyordu.
EBEVEYNLER İÇİN

Bu masal üzerine konuşabilirsiniz

İdil hangi gözlemleri kaydetti? Bilmediğimiz bir madde bulduğumuzda neden dokunmamalı ve bir yetişkine haber vermeliyiz?