ÇOCUK MASALI
Toto’nun Gölgesini Aradığı Gün
Küçük kaplumbağa Toto, bulutlu bir sabah gölgesini kaybettiğini düşünür. Arkadaşlarıyla çıktığı eğlenceli yolculukta gölgesinin değil, kendi cesaretinin peşinde olduğunu fark eder.
PREMİUM
Sesli Masallar Çok Yakında
Profesyonel anlatımlı sesli masallarımız Premium üyelikle çok yakında sizlerle.
Ormanın kenarında, nilüferlerle kaplı küçük bir göl vardı. Gölün hemen yanındaki çalılıkların altında da Toto adında genç bir kaplumbağa yaşardı.
Toto’nun kabuğu, diğer kaplumbağalarınkinden biraz farklıydı. Üzerinde yan yana dizilmiş altıgen şekiller ve ortalarında güneş ışığında parlayan turuncu benekler vardı.
Toto kabuğunu çok severdi.
Yalnızca tek bir şeyden hoşlanmazdı:
Yavaş olmaktan.
Tavşan Papi koşarak yanından geçtiğinde Toto arkasından bakar, “Keşke ben de bu kadar hızlı olsaydım,” derdi.
Sincap Fındık bir ağaçtan diğerine atladığında içini çekerdi.
Leylek Luli gökyüzünde süzülürken ise kabuğunun içine saklanıp şöyle düşünürdü:
“Benim özel bir yeteneğim yok.”
Oysa Toto çok dikkatliydi. Yerdeki küçücük izleri fark eder, uzaktaki seslerin nereden geldiğini anlayabilir ve bir kez geçtiği yolu kolay kolay unutmazdı.
Fakat kendisine göre bunların hiçbiri hızlı koşmak, yükseğe tırmanmak veya uçmak kadar önemli değildi.
Bir sabah Toto erkenden uyandı.
Gökyüzü gri bulutlarla kaplıydı. Güneş görünmüyor, ağaçların arasına soluk bir ışık yayılıyordu.
Toto çalılıktan çıktı ve göle doğru yürüdü.
Birkaç adım attıktan sonra birden durdu.
Yere baktı.
Sağına baktı.
Soluna baktı.
Sonra arkasına döndü.
“Yok!” diye bağırdı.
Bir kez daha çevresini kontrol etti.
“Gerçekten yok!”
Toto telaşla gölün kenarına koşmaya çalıştı. Ancak telaşlandığında bacakları birbirine dolanıyordu. Küçük bir taşa takıldı ve kabuğunun üzerine yuvarlandı.
“Eyvah! Şimdi de ters döndüm!”
Ayaklarını havada sallarken yakındaki ağaçtan Sincap Fındık aşağı indi.
“Toto, sabah sporu mu yapıyorsun?”
“Hayır! Yardım et!”
Fındık, Toto’yu dikkatlice düzeltti.
Toto ayağa kalkar kalkmaz yeniden yere baktı.
“Gölgeni mi inceliyorsun?” diye sordu Fındık.
“İnceleyemiyorum çünkü gölgem yok!”
Fındık başını yana eğdi.
“Nasıl yani?”
“Kaybolmuş. Dün akşam yanımdaydı. Sabah uyandığımda yoktu.”
Fındık Toto’nun çevresinde bir tur attı.
“Belki kabuğunun altına saklanmıştır.”
Toto başını kabuğuna sokup arkasına bakmaya çalıştı.
“Orada da yok.”
“Belki senden sıkılıp gitmiştir.”
Toto’nun gözleri büyüdü.
“Bir gölge sahibinden sıkılabilir mi?”
Fındık biraz düşündü.
“Bilmiyorum. Daha önce hiç gölgemle konuşmadım.”
Toto iyice endişelendi.
“Onu bulmalıyız.”
Fındık kuyruğunu salladı.
“Merak etme. Ben çok iyi bir iz sürücüyüm.”
Aslında Fındık iyi bir iz sürücü değildi. Fakat ağaçların üzerinde hızlı ilerlediği için her yere çabucak bakabiliyordu.
İkisi birlikte Toto’nun çalılığının önünü inceledi.
Fındık yerdeki küçük bir lekeyi gösterdi.
“İşte! Bu gölgenin izi olabilir.”
Toto lekeye yaklaştı.
“Bu, dün düşürdüğün böğürtlenin lekesi.”
Biraz ileride uzun ve ince bir şekil gördüler.
“Orada!” diye bağırdı Toto.
İkisi koşarak şeklin yanına gitti.
Fakat gördükleri şey, yerde duran kuru bir daldı.
Daha sonra çalılıkların arasında koyu renkli, yuvarlak bir şey fark ettiler.
“Bu kesinlikle gölgen!” dedi Fındık.
Toto dikkatle yaklaştı.
Koyu renkli şey birden hareket etti.
“Kim benim kuyruğuma basıyor?” diye bağırdı bir ses.
Çalılıktan Papi çıktı. Toto’nun gölgesi sandıkları şey, tavşanın kıvrılmış kulağıydı.
Toto başını eğdi.
“Özür dilerim Papi. Gölgemi kaybettim.”
Papi kulaklarını düzeltti.
“Gölgeni mi?”
“Evet. Onu arıyoruz.”
Papi kendinden emin bir şekilde göğsünü kabarttı.
“Gölgen senden kaçtıysa onu yakalamak için hızlı biri gerekir.”
Fındık kaşlarını çattı.
“Ben de hızlıyım.”
“Ama ben daha hızlıyım.”
“Ben ağaçların üzerinden giderim.”
“Ben yerde daha hızlı giderim.”
İkisi kimin daha hızlı olduğunu tartışmaya başlayınca Toto araya girdi.
“Gölgeyi bulduktan sonra yarışabilirsiniz.”
Üç arkadaş orman yolunda ilerlemeye başladı.
Papi önden koşuyor, Fındık dalların üzerinden atlıyor, Toto ise arkalarından yetişmeye çalışıyordu.
Bir süre sonra Papi geri döndü.
“Biraz hızlı olabilir misin?”
Toto nefes nefese cevap verdi:
“Zaten olabileceğim kadar hızlıyım.”
Papi ile Fındık yavaşlamak zorunda kaldı.
Yolun kenarında karınca kolonisiyle karşılaştılar. Karıncalar yuvalarına yiyecek taşıyordu.
Toto onlara seslendi:
“Benim gölgemi gördünüz mü?”
Başlarında kırmızı bir yaprak taşıyan karınca durdu.
“Nasıl bir şeydi?”
“Koyu renkliydi. Ben yürüdüğümde o da yürürdü. Durduğumda dururdu.”
Karınca düşünceli bir şekilde başını salladı.
“Bu sabah üzerimizden kocaman bir karaltı geçti.”
Toto heyecanlandı.
“Benim gölgem olabilir!”
“Gökyüzüne doğru gitti.”
Papi başını kaldırdı.
“Demek gölgen uçmayı öğrenmiş.”
Fındık şaşkınlıkla sordu:
“Bir gölge uçabilir mi?”
Toto’nun yüzü düştü.
“Ben uçamıyorum ama gölgem uçabiliyor demek.”
Üç arkadaş karıncanın gösterdiği yöne doğru ilerledi.
Yol onları sık ağaçların bulunduğu karanlık bir bölgeye götürdü. Dallar gökyüzünü kapatıyor, etraf olduğundan daha karanlık görünüyordu.
Papi yavaşladı.
“Burası biraz ürkütücü.”
Fındık bir dala çıktı.
“Ben yukarıdan bakarım.”
Toto dikkatle yere bakıyordu.
Çamurun üzerinde ince, uzun izler gördü.
“Buradan biri geçmiş.”
Papi izlere baktı.
“Geyik olabilir.”
“Hayır,” dedi Toto. “Geyiğin ayak izleri iki parçalı olur. Bunlar kuş ayaklarına benziyor.”
Fındık hayranlıkla aşağı baktı.
“Bunu nasıl anladın?”
“Yerdeki izleri incelemeyi severim.”
İzleri takip ettiklerinde yaşlı Leylek Luli’yi buldular. Luli, kanadına dolanan ince bir sarmaşığı çözmeye çalışıyordu.
Toto hemen yanına gitti.
“Yardım edelim.”
Papi sarmaşığı dişleriyle çekti. Fındık düğümü gevşetti. Toto da sarmaşığın hangi yönden dolaştığını dikkatle inceledi.
“Önce şu dalın altından geçirmeliyiz,” dedi. “Sonra halkayı gevşetebiliriz.”
Birlikte çalışarak Luli’nin kanadını kurtardılar.
Luli teşekkür ederek kanatlarını açtı.
“Bu kadar erken saatte ormanda ne arıyorsunuz?”
Toto başından geçenleri anlattı.
Luli gökyüzüne baktı.
“Bugün gölgelerin görünmemesinin bir nedeni olabilir.”
Toto heyecanla sordu:
“Gölgemin nerede olduğunu biliyor musun?”
“Belki. Fakat emin olmak için bulut tepesine çıkmalıyız.”
Bulut tepesi, ormanın en yüksek yeriydi. Yol dik ve taşlıydı.
Papi hızla yukarı koştu fakat kısa süre sonra kaygan bir taşa basarak aşağıya doğru kaydı.
Toto, yol kenarındaki kalın bir kökü fark etti.
“Papi, kökü tut!”
Papi son anda kökü yakaladı.
Fındık dallar arasında ilerledi fakat dallar tepenin yarısında sona erdi. O da yere inmek zorunda kaldı.
Toto yavaş ilerliyor fakat her adımını dikkatle atıyordu.
“Şu açık renkli taşlara basmayın,” dedi. “Islak oldukları için kayıyorlar.”
“Bunu nasıl fark ettin?” diye sordu Fındık.
“Üzerlerinde küçük su damlaları var.”
Üç arkadaş Toto’nun gösterdiği güvenli yoldan tepeye ulaştı.
Luli onları yukarıda bekliyordu.
Tepenin zirvesi sisle kaplıydı. Güneş hâlâ bulutların arkasındaydı.
Toto yeniden yere baktı.
Gölgelerinin hiçbiri görünmüyordu.
“Fındık’ın da gölgesi yok!” dedi.
Papi kendi ayaklarının çevresine baktı.
“Benimki de kaybolmuş!”
Fındık telaşla kuyruğunu kaldırdı.
“Üçümüzün gölgesi birlikte mi kaçtı?”
Luli gülümsedi.
“Gölgeleriniz kaçmadı. Bir gölgenin oluşması için güçlü bir ışık gerekir. Güneş bulutların arkasında olduğu için gölgeleriniz çok soluklaştı.”
Toto şaşkınlıkla sordu:
“Yani gölgem bütün bu süre boyunca yanımda mıydı?”
“Elbette. Yalnızca onu göremiyordun.”
Tam o sırada rüzgâr esti.
Gri bulutlar yavaşça birbirinden ayrıldı. Güneş ışığı tepenin üzerine düştü.
Toto’nun ayaklarının altında koyu renkli bir gölge belirdi.
Papi’nin uzun kulaklarının gölgesi yere uzandı. Fındık’ın kabarık kuyruğu ise gölgede olduğundan iki kat büyük görünüyordu.
Toto sevinçle bağırdı:
“Geri geldi!”
Kendi çevresinde dönmeye başladı. Gölgesi de onunla birlikte döndü.
Bir süre sonra durdu.
“Demek gölgem beni hiç terk etmemiş.”
Luli başını salladı.
“Bazen sahip olduğumuz şeyleri göremediğimiz için onları kaybettiğimizi düşünürüz.”
Papi, Toto’nun yanına yaklaştı.
“Bugün bizi tepeye sen çıkardın.”
Fındık da ekledi:
“İzleri sen fark ettin, kaygan taşları sen gördün ve Luli’nin kanadındaki düğümü sen çözdün.”
Toto şaşırdı.
“Ama ben hızlı koşmadım.”
“Koşmana gerek yoktu,” dedi Papi. “Senin dikkatin olmasaydı ben hâlâ tepeden aşağı kayıyor olurdum.”
Fındık güldü.
“Ben de yanlış gölgelerin peşinde koşuyor olurdum.”
Toto ilk kez, dikkatli olmanın da özel bir yetenek olabileceğini düşündü.
Dönüş yolunda arkadaşlarının önünde yürüdü.
Yavaş gidiyordu ama doğru yolu seçiyordu.
Ormanın kenarına ulaştıklarında güneş yeniden bulutların arasına girdi. Toto’nun gölgesi solmaya başladı.
Toto bu kez korkmadı.
“Orada olduğunu biliyorum,” dedi.
Papi merakla sordu:
“Kiminle konuşuyorsun?”
“Gölgemle.”
Fındık gülerek sordu:
“Sana cevap veriyor mu?”
Toto yere baktı.
“Hayır. Ama beni dinlediğine eminim.”
O günden sonra Toto hızlı olmayı istemeye devam etti. Bazen Papi’yle yarıştı, bazen Fındık’ın peşinden gitmeye çalıştı.
Fakat artık kendini yalnızca yapamadığı şeylerle değerlendirmiyordu.
Bir iz kaybolduğunda herkes Toto’yu çağırıyordu.
Bir yol karıştığında Toto doğru yönü buluyordu.
Bir arkadaşının gözden kaçırdığı küçük ayrıntıyı yine Toto fark ediyordu.
Gölgesini aradığı gün, aslında uzun zamandır göremediği başka bir şeyi bulmuştu:
Kendi yeteneğini.
Bu masal üzerine konuşabilirsiniz
Bu masal, çocukların korkularını ifade etmelerine ve kendilerinde eksik olduğunu düşündükleri özellikleri sorgulamalarına yardımcı olur. Masalın ardından çocuğunuza, “Kendinde sonradan fark ettiğin güzel bir özellik oldu mu?” sorusunu yöneltebilirsiniz.